X
X
0462 411 01 01

Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yer almakta olup yüz ölçümü açısından az bir alan kaplamasına karşın nüfus ve ekonomi açısından Karadeniz Bölgesi'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili Antik Çağ'dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

07.09.2010 tarih 27695 sayılı resmi gazetede yayınlanan karar ile birlikte 7 belde ve 29 köy tüzel kişilikleri kaldırılarak belediye sınırlarına dahil edilmiştir. Bu son düzenleme ile birlikte belediye nüfusu 402.166 'ya çıkmıştır.

Trabzon, günümüzde Karadeniz Bölgesi'nin Samsun'dan sonra gelen 2. büyük kenti'dir. Trabzon, Akçaabat ve Yomra ilçeleriyle birleşmiştir. Her iki ilçede yönetim açısından Trabzon Belediyesi'ne bağlı olmasa da yakınlık açısından Trabzon'un Mahalleleri gibidir. Trabzon, 12 Kasım 2012 tarihlinde kabul edilen büyükşehir yasa tasarısı ile Büyükşehir Belediyesi olmuş ve merkez ilçenin adı Ortahisar olarak belirlenmiştir. Trabzon 2 il ile birliktede 'şehzadeler' şehri olarak anılır.

ŞalpazarıAğasar vadisindeki Çepniler yöreye 13.-14. yüzyıllar arasında yerleştiler. Dede Korkut masallarında bahsi geçen folklorik birikime ve Trabzon'un diğer yörelerinden kolayca ayrılabilen Türkmen diyalektine rastlanır. Trabzon yerli halkı olan müslümanlaşmış Rum ve Laz kültürel yapısı, müzik eserlerinde ve insanların karakter yapılarında öne çıkan taraflardan biridir. Trabzon insanı merttir, serttir. Çabuk sinirlenip bir anda yumuşayan bir yapıya sahiptirler. Trabzonluların silah tutkusu tüm dünyada bilinir. Dillere destan olan silah tutkuları yüzünden Trabzon'da çok silahlı çatışma veya adam yaralama olayları olur. Ama neşeli hareketli bir yapıya sahip olan Trabzonlular düğünlerinde ve derneklerinde eğlenceye düşkündürler.

Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanı sıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır.

Bunların en önemlileri:

·         ManastırlarSümela ManastırıTrabzon Ayasofya MüzesiKaymaklı Manastırı (Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı, Kuştul Manastırı.

·         Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri,

·         Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John), Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler Camii, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii

·         Konaklar: Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı), Atatürk KöşküYakupoğlu Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Yakupoğlu Ahmet Ağa Konağı (Sürmene), 99 Pencereli Haşim Ağa Konağı (Sürmene), Sarımollaoğlu Topal Mustafa Konağı (Araklı), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı(Of),Nemlioğlu Konağı(Merkez).

 

Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları şimşir kaval, kemençe , davul - zurna ve yörede zimpona, dankiyo adlarıyla da bilinen tulum dur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise horon dur. Horon dışında tüm Karadeniz kentlerinde olduğu gibi karşılama tarzı oyunlar ve sadece kent merkezinde kolbastı adı verilen bir oyunda oynanılmaktadır.Trabzon yöresine ait kendilerini anlatan bir türkünün sözleri ;

"Trabzonluların Nerede Olsa Yeri Var" Bizim Orada İnsanın Kuş Değeri Var Biri Kavga Ettimi Hep Birden Yürüyorlar "2 Adım Oyandan Adamı Vuruyorlar"

 

ATATÜRK KÖŞKÜ

Trabzon Atatürk Köşkü, Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alır. Yirminci yüzyılın hemen başında yaptırılmış 1923'den sonra hazineye kalmıştır. Atatürk 1934 ve 1937 yıllarındaki Trabzon ziyaretlerinde, bu köşkte konuk edilmiştir. O'nun ölümünden sonra Trabzon belediyesi tarafından o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek "Atatürk Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.

 

AYASOFYA MÜZESİ

İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon'da 1204 yılında Trabzon imparatorluğunu kuran Komnenos Ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı "Kutsal Bilgelik" anlamına gelir. Fatih Sultan Mehmed'in1461 yılında Trabzon'u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan yapı 1584 yılında sultanın emriyle Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1610’da kente gelen Julian Bordier camiye dönüştürülen yapının onarılmadığı için boş tutulduğunu ve ibadet için kullanıldığını bildirmiştir. Uzun süre ibadete kapalı olan yapı 1865’de Müslüman cemaatin topladığı 95.000 kuruş ile Rum ustalar tarafından onarıldıktan sonra yeniden camiye dönüştürülmüşse de I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgal eden Rus ordusu tarafından depo ve askeri hastane olarak kullanılmıştır. Savaş sonrasında 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi’nden Russell Trust tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiştir. Her yıl on binlerce turist tarafından ziyaret edilen yapı Vakıflar Trabzon Bölge Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürülmekte, imam atanması beklenmektedir. Müzenin camiye dönüştürülmesi kimi muhafazakar siyasetçi ve medya kurumlarınca desteklenir, hatta İstanbul Ayasofya'nın da ibadete açılması beklenirken, çeşitli aydın ve aktivistlerce freskler ve yapının zarar göreceği gerekçesiyle müze statüsünü yitirmesine karşı çıkılmış ve "Trabzon Ayasofya Müzesi Müze olarak kalmalı" adlı bir de imza kampanyası başlatılmıştır . 28 Haziran 2013 Cuma günü vakit namazının kılınmasıyla, 52 yıl sonra yeniden Müslümanların ibadetine açılmıştır.

Geç Bizans Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklı üç kirişi bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüştür. Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.

Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Güney cephesindeki kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı'nın sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmaktadır. Kubbede ana tasvir İsa, onun tanrısal yönünü aksettiren Hristos Pantokrator (Herşeye kâdir İsa) tarzıdır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında on iki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa'nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.

 

SÜMELA MANASTIRI

Sümela Manastırı, Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan (Eski Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Eski Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumeladır.

Kilisenin MS 365-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu'da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış, hatta Trabzon'da Maşatlık mevkiinde benzeri bir mağara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluşu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atina'lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında,İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem'in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon'a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios'un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.

14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan MehmedII. MuratI. SelimII. SelimIII. MuradİbrahimIV. MehmedII. Süleyman ve III. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'deHıristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan oluşturmuştur.

18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki HristiyanlarınYunanistan'a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terk edilmiştir.

Yunanistan'a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Her yıl Ağustos ayında tıpkı geçmişte Trabzon Sümela'da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniş katılımlı şenlikler düzenlemektedirler.

2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana'nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiş, ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiştir.


Daha Büyük Görüntüle

Tur Programı

Tarihler ve Ödeme

Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yer almakta olup yüz ölçümü açısından az bir alan kaplamasına karşın nüfus ve ekonomi açısından Karadeniz Bölgesi'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi, doğusunda daRize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili Antik Çağ'dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

07.09.2010 tarih 27695 sayılı resmi gazetede yayınlanan karar ile birlikte 7 belde ve 29 köy tüzel kişilikleri kaldırılarak belediye sınırlarına dahil edilmiştir. Bu son düzenleme ile birlikte belediye nüfusu 402.166 'ya çıkmıştır.

Trabzon, günümüzde Karadeniz Bölgesi'nin Samsun'dan sonra gelen 2. büyük kenti'dir. Trabzon, Akçaabat ve Yomra ilçeleriyle birleşmiştir. Her iki ilçede yönetim açısından Trabzon Belediyesi'ne bağlı olmasa da yakınlık açısından Trabzon'un Mahalleleri gibidir. Trabzon, 12 Kasım 2012 tarihlinde kabul edilen büyükşehir yasa tasarısı ile Büyükşehir Belediyesi olmuş ve merkez ilçenin adı Ortahisar olarak belirlenmiştir. Trabzon 2 il ile birliktede 'şehzadeler' şehri olarak anılır.

ŞalpazarıAğasar vadisindeki Çepniler yöreye 13.-14. yüzyıllar arasında yerleştiler. Dede Korkut masallarında bahsi geçen folklorik birikime ve Trabzon'un diğer yörelerinden kolayca ayrılabilen Türkmen diyalektine rastlanır. Trabzon yerli halkı olan müslümanlaşmış Rum ve Laz kültürel yapısı, müzik eserlerinde ve insanların karakter yapılarında öne çıkan taraflardan biridir. Trabzon insanı merttir, serttir. Çabuk sinirlenip bir anda yumuşayan bir yapıya sahiptirler. Trabzonluların silah tutkusu tüm dünyada bilinir. Dillere destan olan silah tutkuları yüzünden Trabzon'da çok silahlı çatışma veya adam yaralama olayları olur. Ama neşeli hareketli bir yapıya sahip olan Trabzonlular düğünlerinde ve derneklerinde eğlenceye düşkündürler.

Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanı sıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır.

Bunların en önemlileri:

·         ManastırlarSümela ManastırıTrabzon Ayasofya MüzesiKaymaklı Manastırı (Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı, Kuştul Manastırı.

·         Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri,

·         Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John), Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler Camii, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii

·         Konaklar: Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı), Atatürk KöşküYakupoğlu Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Yakupoğlu Ahmet Ağa Konağı (Sürmene), 99 Pencereli Haşim Ağa Konağı (Sürmene), Sarımollaoğlu Topal Mustafa Konağı (Araklı), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı(Of),Nemlioğlu Konağı(Merkez).

 

Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları şimşir kaval, kemençe , davul - zurna ve yörede zimpona, dankiyo adlarıyla da bilinen tulum dur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise horon dur. Horon dışında tüm Karadeniz kentlerinde olduğu gibi karşılama tarzı oyunlar ve sadece kent merkezinde kolbastı adı verilen bir oyunda oynanılmaktadır.Trabzon yöresine ait kendilerini anlatan bir türkünün sözleri ;

"Trabzonluların Nerede Olsa Yeri Var" Bizim Orada İnsanın Kuş Değeri Var Biri Kavga Ettimi Hep Birden Yürüyorlar "2 Adım Oyandan Adamı Vuruyorlar"

Öneriler

TRABZON GEZİSİ TURU

Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yer almakta olup yüz ölçümü açısından az bir alan kaplamasına karşın nüfus ve ekonomi açısından Karadeniz Bölgesi'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili Antik Çağ'dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

07.09.2010 tarih 27695 sayılı resmi gazetede yayınlanan karar ile birlikte 7 belde ve 29 köy tüzel kişilikleri kaldırılarak belediye sınırlarına dahil edilmiştir. Bu son düzenleme ile birlikte belediye nüfusu 402.166 'ya çıkmıştır.

Trabzon, günümüzde Karadeniz Bölgesi'nin Samsun'dan sonra gelen 2. büyük kenti'dir. Trabzon, Akçaabat ve Yomra ilçeleriyle birleşmiştir. Her iki ilçede yönetim açısından Trabzon Belediyesi'ne bağlı olmasa da yakınlık açısından Trabzon'un Mahalleleri gibidir. Trabzon, 12 Kasım 2012 tarihlinde kabul edilen büyükşehir yasa tasarısı ile Büyükşehir Belediyesi olmuş ve merkez ilçenin adı Ortahisar olarak belirlenmiştir. Trabzon 2 il ile birliktede 'şehzadeler' şehri olarak anılır.

ŞalpazarıAğasar vadisindeki Çepniler yöreye 13.-14. yüzyıllar arasında yerleştiler. Dede Korkut masallarında bahsi geçen folklorik birikime ve Trabzon'un diğer yörelerinden kolayca ayrılabilen Türkmen diyalektine rastlanır. Trabzon yerli halkı olan müslümanlaşmış Rum ve Laz kültürel yapısı, müzik eserlerinde ve insanların karakter yapılarında öne çıkan taraflardan biridir. Trabzon insanı merttir, serttir. Çabuk sinirlenip bir anda yumuşayan bir yapıya sahiptirler. Trabzonluların silah tutkusu tüm dünyada bilinir. Dillere destan olan silah tutkuları yüzünden Trabzon'da çok silahlı çatışma veya adam yaralama olayları olur. Ama neşeli hareketli bir yapıya sahip olan Trabzonlular düğünlerinde ve derneklerinde eğlenceye düşkündürler.

Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanı sıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır.

Bunların en önemlileri:

·         ManastırlarSümela ManastırıTrabzon Ayasofya MüzesiKaymaklı Manastırı (Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı, Kuştul Manastırı.

·         Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri,

·         Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John), Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler Camii, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii

·         Konaklar: Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı), Atatürk KöşküYakupoğlu Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Yakupoğlu Ahmet Ağa Konağı (Sürmene), 99 Pencereli Haşim Ağa Konağı (Sürmene), Sarımollaoğlu Topal Mustafa Konağı (Araklı), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı(Of),Nemlioğlu Konağı(Merkez).

 

Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları şimşir kaval, kemençe , davul - zurna ve yörede zimpona, dankiyo adlarıyla da bilinen tulum dur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise horon dur. Horon dışında tüm Karadeniz kentlerinde olduğu gibi karşılama tarzı oyunlar ve sadece kent merkezinde kolbastı adı verilen bir oyunda oynanılmaktadır.Trabzon yöresine ait kendilerini anlatan bir türkünün sözleri ;

"Trabzonluların Nerede Olsa Yeri Var" Bizim Orada İnsanın Kuş Değeri Var Biri Kavga Ettimi Hep Birden Yürüyorlar "2 Adım Oyandan Adamı Vuruyorlar"

 

ATATÜRK KÖŞKÜ

Trabzon Atatürk Köşkü, Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alır. Yirminci yüzyılın hemen başında yaptırılmış 1923'den sonra hazineye kalmıştır. Atatürk 1934 ve 1937 yıllarındaki Trabzon ziyaretlerinde, bu köşkte konuk edilmiştir. O'nun ölümünden sonra Trabzon belediyesi tarafından o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek "Atatürk Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.

 

AYASOFYA MÜZESİ

İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon'da 1204 yılında Trabzon imparatorluğunu kuran Komnenos Ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı "Kutsal Bilgelik" anlamına gelir. Fatih Sultan Mehmed'in1461 yılında Trabzon'u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan yapı 1584 yılında sultanın emriyle Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1610’da kente gelen Julian Bordier camiye dönüştürülen yapının onarılmadığı için boş tutulduğunu ve ibadet için kullanıldığını bildirmiştir. Uzun süre ibadete kapalı olan yapı 1865’de Müslüman cemaatin topladığı 95.000 kuruş ile Rum ustalar tarafından onarıldıktan sonra yeniden camiye dönüştürülmüşse de I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgal eden Rus ordusu tarafından depo ve askeri hastane olarak kullanılmıştır. Savaş sonrasında 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi’nden Russell Trust tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiştir. Her yıl on binlerce turist tarafından ziyaret edilen yapı Vakıflar Trabzon Bölge Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürülmekte, imam atanması beklenmektedir. Müzenin camiye dönüştürülmesi kimi muhafazakar siyasetçi ve medya kurumlarınca desteklenir, hatta İstanbul Ayasofya'nın da ibadete açılması beklenirken, çeşitli aydın ve aktivistlerce freskler ve yapının zarar göreceği gerekçesiyle müze statüsünü yitirmesine karşı çıkılmış ve "Trabzon Ayasofya Müzesi Müze olarak kalmalı" adlı bir de imza kampanyası başlatılmıştır . 28 Haziran 2013 Cuma günü vakit namazının kılınmasıyla, 52 yıl sonra yeniden Müslümanların ibadetine açılmıştır.

Geç Bizans Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklı üç kirişi bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüştür. Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.

Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Güney cephesindeki kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı'nın sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmaktadır. Kubbede ana tasvir İsa, onun tanrısal yönünü aksettiren Hristos Pantokrator (Herşeye kâdir İsa) tarzıdır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında on iki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa'nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.

 

SÜMELA MANASTIRI

Sümela Manastırı, Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan (Eski Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Eski Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumeladır.

Kilisenin MS 365-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu'da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış, hatta Trabzon'da Maşatlık mevkiinde benzeri bir mağara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluşu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atina'lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında,İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem'in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon'a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios'un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.

14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan MehmedII. MuratI. SelimII. SelimIII. MuradİbrahimIV. MehmedII. Süleyman ve III. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'deHıristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan oluşturmuştur.

18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki HristiyanlarınYunanistan'a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terk edilmiştir.

Yunanistan'a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Her yıl Ağustos ayında tıpkı geçmişte Trabzon Sümela'da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniş katılımlı şenlikler düzenlemektedirler.

2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana'nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiş, ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiştir.


Daha Büyük Görüntüle